kırık düşleri terkediyorum… hiç bir zaman tam olamadıklarının verdiği elem beni bir kat daha ben olarak, adım adım uzaklaştırmakta.
bir varmış bir yokmuş diye bıraktığım tüm masallarda, adın bir öncekinin sonu oluyor,sebebini anlayamasamda.
tüm olumsuzlukları olumlu kılma çabamın içinde teker teker eriyor kendimden uzaklaşanlar. bir adım daha yalnız olmasak,inanırdık belki masalların gerçek olacağına.
yazgıları terkediyorum…
yine bir çıkmaza saptı yolum. boş bir duvara bakıyorum, hikayesini bana anlatsın diye. kendimi dinliyorum sessizlik içinde. kendi çığlıma kendim kayıbım,kayıtsızım.
boş gözlerle izliyorum adımın geçtiği küçük sanrıları. ne kadar haykırmaya çalışsam da aksini, inatla bastırılıyor sesim bir kuyudan aşağı.
yaşadığım kuklalar cenneti…yazgım; onları insana çevirme imkansızlığı.
her sahnede farklı yalanlar yontmuş tahtayı,tutulmayan sözler şekil vermiş ellerine,yüzüne… kayıp ruhlar tıkanmış göğsüne,kalp dilediğim yerde,boş bir çığlık karşılıyor gözlerimi. tek gördüğüm onlara ait olmayan gözyaşlarıydı… onlar hiç bir zaman yoklardı ki, ağlasınlar…
bir masalda ufacık bir mucizeye yer verilir. ama yoktu benim sokağımda yaşayan bir mucize. o yüzden beklentiler hep dipte saklanırdı. onların yüzeye çıkma ihtimali, bir balığın oltayı akıl edip intiharına sebep vermemesi kadar az imkanlı kılınmıştı. mümkün kıldığım ihtimallerse, ihtimal olmaktan çıkmıştı. üzerine bir kaç damla gözyaşı, birde ufak kıvılcım, tutuşan güncenin sayfalarına eş değerdi külleri.
tüm masallar yazıldığı kadar tutarsızdı. herşey sanki her satır gibi baştan başlıyordu. üstelik hiç biri, bir öncekinin anlamını ya da sonucunu yansıtmıyordu. küçük ama anlamlı mesajlar serisi bulunmalıydı. hiç biri böyle yap demiyordu, onun yerine sosyal mesaj kaygısı yaşayan örnekleme cümlelere mahkum kalıyordu gözlerim.
kaçışsal bakış açısı yaşamaktansa ardıma bakmadan koşmayı yeğlerim olgusu modaydı belki şimdilerde. anlaşılması zor fakat tek hecelik cümleler serisi kurmaktan daha kolaydı yaşaması. eylemsiz… fakat çok mesaj içeren.
farkının anlamı bir pinokyonun çocuğa dönüşmesi kadar mümkündü sadece.
kendi hayatını tutarsızca yaşayanların geride bıraktığı sanrıları görmezden gelerek yürüyorum bir adım daha.
bir varmış bir yokmuş…
masallar diyarından geçen küçük bir kız, kendi sokağında oyuna dalmadan önce, boş bir duvara hikayesini anlatmış.
bu defa ardında hiç birşey bırakmamış. ateşe attığı tüm kuklalara bir tebessüm edip, pembe siyah düşünde yeni hikayelere dalmış…