yitip giden bir sabahın henüz doğmamış güneşine uyandığım vakit, alaşağı olmuş kibirlerin gölgesinden geçti hayaletim…
bilinmiyordu kim olduğu, ne olduğu… bir anlamı yoktu geçmiş sanrıların, adı vardı sadece yaşanmışlıkların. adını bahşetmişti sadece umut; var olmak amaçtı belki..ancak adı umut olan hiç bir zaman orada olmadı. varlığının esintilerini hissettirmek amaçlı oynuyordu elindeki iple, bir adım yukarı taşır gibi yapıyordu sadece. elinde olan boyunduruk altındaki ilmeklerdi. biraz bıraksa, çokça sıkıyordu. olan ve olacak olan buydu. daha fazlasını beklemek asla haddine değildi kimsenin.
doğmuyordu güneş… onuda terketmişti umut… imkanı olsa o da vazgeçecekti doğmaktan. ağlayacaktı belkide gözyaşları olsaydı eğer. kan ağlarmıydı güneş? adına yakışır şekilde parlarmıydı gözyaşları da kendi gibi? yoksa derin sessizliğinde onca kasırganın içinde, yine kendi gibi olmayı mı seçerdi?
yağmıyordu yağmur… oysa bekleyeni vardı. bekliyordu küçük fidanlar bir damla suya hasret. hava sadece gri… daha öteye gitmiyordu renksizliği. gökyüzü alabildiğine sessiz sadece bekliyordu.
her şey hep bekliyordu zaten. hep beklemedeydi hayat, gölgeleri içinde barındıran. akıp giderken zaman, bu kadar durağan kalabilen tek şeydi üstelik. siluetlerin amaçsızca yitip gittiği, bir anlam ifade edemedikleri, kiminin hayatına etki eden, kiminin hayatında bir etkisi olmayan söz öbekleriydi varlıkları.
hiç bir anından memnun kalınmayan hayat, her defasında bir adım uzaklaşan geçmişe daha da özlemliydi her an… yoktu bir anlamı, dünün, bugünün, yarının. geçip giden azınlıklar değil, çoğunluklar önemliydi. her birinde en az bir keşke yatar, fakat kimse başını eğmemek için söyleyemezdi, sanki kötü bir sır gibi. ancak ufak tebessümlerle atlatılmaya çalışır, geleceğe bakmak lazım naraları uçuşurken havada, bir iç çekişle geriye bakılırdı istemsiz.
sebebi bilinmese de yaşanıyordu bir nebze. kelimeler ötesinde bin bir renk içinde. bazen siyah bazen pembe. bu hikayenin kopma noktası pembe siyah düşler atlasıydı, bir hayalete ismini veren dört mevsimin isimsiz kahramanı…